23 Ekim 2018 Salı

Zygmunt Bauman’dan Mutluluğun Sırrı


Geçtiğimiz yıl 91 yaşında hayatını kaybeden sosyolog ve filozof Zygmunt Bauman’a, mutluluk üzerine düşünceleri soruluyor ve o da şöyle anlatıyor:

“Büyük Alman şair Wolfgang Goethe aklıma geliyor. Duygusal şair. Ona sormuşlar, mutlu bir hayat yaşadı mı diye. Cevabı “evet!” olmuş. “Çok çok mutlu bir hayat yaşadım.” “Ama” diye eklemiş hemen ardından, “tek bir mutlu hafta hatırlamıyorum” ve bu güncel felsefeye karşı bir yanıt. Bizler için bir uyarı. Çünkü bugün tanıtımla, reklamla, sürekli yeni, cazip, çekici modalarla mutluluğu hep daha iyi, daha iyi ve kesintisiz bir dizi memnuniyetler bütünü olarak düşünmeye itiliyoruz. Ve Goethe’nin öne sürdüğü (ki O, sadece mükemmel bir şair değil aynı zamanda çok, çok bilge bir insandı) şu ki, mutluluk üzüntülerin, sorunların üstesinden gelmektir. Şiirlerinden birinde der ki asıl kabus ardı arkası kesilmeyen güneşli günlerdir. Bunun alternatifi mutluluk değil can sıkıntısıdır. Heyecandan yoksun olmaktır. Peşinden gidebileceğin, uğruna kavga edeceğin bir amaçtan yoksun olmaktır. Goethe’nin söyledikleri genç insanlar için gerçekten bir uyarıydı. Hayatınızı sınırsız haz veren maddelerle dolu bir kaptan seçilen hediyeler yığını olarak düşünmeyin. Hayatınızı uzun, uzun bir mücadele olarak düşünün. Bu uzun mücadelede bir problemi çözersiniz, bir diğeriyle karşılaşırsınız ve yan etkiler çoğu zaman can sıkıcıdır. Ve evet beni kısa dönemde karamsar, uzun dönemde ise iyimser yapan işte budur.”


 İstediği her şeyi kolayca elde edebilen insanlar, genellikle kolay mutsuz olurlar. Mücadele etmeden gelen mutluluk, bizi ruhsal olarak doyuramaz. Bu yüzden, bizi hayata bağlayan şey, hayattaki hedeflerimiz, uğruna çabaladığımız işlerdir, demek istiyor Bauman.
Küçük bir çocuğa yaptığı minik bir görev karşılığı verilen çikolata, onu her zaman ulaşabileceği bir yerden almaktan daha fazla mutlu eder. Her zaman çikolatayı oradan almak, bir zaman sonra ona sıkıcı gelecektir ve mutlu etmeyecektir ancak onu hak ederek elde ettiği her seferde, yeniden mutlu olacaktır. Hayatta elde ettiğimiz mutlulukların sonucunda da çeşit çeşit çikolatalar elde edebiliriz ve bunlar bize farklı mutluluklar yaşatabilir.
Yapmamız gereken, tutunacak sağlam dallar aramak, belki daha yükseğe ya da başka dallara uzanmak ama en sonunda tutunabilmek ve bu mücadeleyi hiç bırakmamak… Böylece her başarı sizin için bir zafere dönüşecek, sizi mutlu edecektir.

İç Huzur

Ailem, akrabalar, komşular, herkes, “Özgür, yine birinci olmuş!” deyince, babamı mutlu görünce, benim bilinçaltıma şöyle bir şey yerleşti: İnsanlar, beni birinci olduğum için, başarılı olduğum için kabul ediyor ve seviyor. Babam da öyle….
Ben de başarımla kabul göreceğimi düşündüm. Ve o andan itibaren de sürekli başarılı olmak için uğraşıp durdum. Sanki sadece başarılı olursam onların gözünde değerli olacaktım.
İşe yarayan nedir biliyor musunuz? Tek başınıza kaldığınızda, huzur ve hissedebilmek. Var olan durumu olduğu gibi kabul etmek.
Şimdi ki aklım olsa o okullara gireceğim diye kendimi parçalamazdım. Çok bir şey ifade etmiyor aslında. Dünyanın en depresif öğrencileri Harvard’da. Neden? Çünkü hepsi başarı odaklı. Oraya giriyor ama aynı anda depresyona da giriyor.

Çocuğunuzun okuldaki başarısı mı, yaşamdaki başarısı mı?

Robin Williams niye intihar etti? Hollywood’un en ünlü, en başarılı insanlarından biri niye intihar ediyor? Çünkü içindeki boşluğu, dışarıdan gelenler; başarı, para, şöhret dolduramıyor.
Yetmiyor. Kimseye yetmez.
Benim çocuğum ne olsun biliyor musunuz?
Bir kafede çalışsın, yeter ki iç huzuru olsun.
Dr. Özgür BOLAT